Hürrem Yüzüğüm :)

Evet, yanlış duymadınız, ben de Hürrem kervanına katılanlardanım. Bizim dairemiz ilginç bir yer, Avoncumuzdan gümüşçümüze her türlü satış mevcut 🙂 Ben de dün Gülcan Abla’da Hürrem yüzüğünü görünce dayanamadım, hemen bi tane edindim, ki zaten zümrüte bayılırım, fiyatı da uygun daha ne olsun dedim ve atladım 🙂 İşte bu da yüzüğüm 🙂

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

wordpress’e alışmaya çalışıyorum bu arada, blogger’da izle butonu vardı, şimdi nereden takip edeceğim sizleri? Biri beni okursa cevap verebilir mi???

 

Hepinize kocaman sevgiler 🙂

Reklamlar

Hoşçakal Mini Mini Yuvam…

Buraya taşınmak zorunda kaldım mecburen, çok sevdiğim evimden çıkarılmak zorunda kaldım sanki, evim yıkılacak gibi hissediyorum… Blogumu açalı belki çok olmadı, ama benim için öyle güzeldi ki, yavrum gibi tıpkı… Her yeni izleyicimi sanki aileme yeni katılan bir fert gibi algılıyordum… Fotoğraf çekerken bile sizleri düşünüyordum… Şimdi heryerine anılarımın sindiği evimi yıkacaklar… Ben duvarına tek bir çivi çakmaya kıyamazken onlar yerle bir edecekler gibi hissediyorum… Hoşçakal blogum, küçük yuvam, hoşçakal…

 

(bu yazıyı yazarken bir yandan da içimde yarın sabah blogum bana ce-eee diyip açılacakmış gibi bir his taşıyorum ama bilinmez :(((…)

>NE NE NE NE?!!! BLOGSPOT MU KAPANACAK?!!!!

>



Sabah sabah bir mutsuzlukla (ki iki gündür cidden çok mutsuzum) gmail’i açtığımda blog bacım Bal Gözlü Kız’ın iletisinde “BLOGUMA DOKUNMA!” sözlerini gördüm! Dedim nooluyo kız kim dedirtiyo böyle? Ondan sonra işin aslını öğrendim ki mahkeme kararıyla blogspot uzantılı bloglar kapatılacakmış. Ben de detaylı inceleme fırsatı bulamadım fakat, blogumdan da ayrılmak istemediğim için hemen bir wordpress blogu açtım


umarım bu adrese hiç gerek kalmaz 😦

>İlk Sabun Denemelerim :)

>

Dün akşam A101’e gittiğimde birkaç parça alışveriş yaparken gözüme sabunlar çarptı ve hemen aklımda bir fikir uyandı, çeşitli bloglarda gördüğüm sabuna peçete dekupajı yapma işini hiç denememiştim ve artık zamanı gelmişti 🙂 Eve gidince elimdeki desenli peçetelerden hoşuma giden birkaç desen kestim, dekupajladım ve en sonunda da kenarlarını kurdeleyle çevirdim, biraz acemice oldu ama ilk iş için hiç fena sayılmaz dedi annem de 🙂 Fonum olmadığı için oturma odasının kırlentlerini fotoğraf platformu olarak kullandım, şimdi de beğeninize sunuyorum 🙂

 bu da arabacığım için gelen ufak bir hediye, çok beğendiğim için bunu da eklemek istedim 🙂


hepinize hayırlı cumalar

ve

tabii ki…

kocamannn sevgiler 🙂

>Küçük Tiyatro: "Erkek ve Kadın"

>Başlıktan da anlayacağınız üzere dün akşam kültür ve sanatla haşır neşir bir akşam geçirdik. Annem salı günü akşam demişti ki, ben kardeşinle yarın tiyartoya gideceğim, Dairesniden arkadaşlarıyla birlikte. Benim de günüm kalktı tabii (anlamını bilmeyenler için günüsü kalkmak kıskanmak gibi bişi 🙂 Hemmen onların gideceği oyuna Mybilet’ten iki bilet aldım, biri bana biri de nişanlıya. Daha sonra aradım, dedim “yarın akşam oyuna gidiyoruz” cevap : bana niye sormadın?! emrivaki yapıyosun!!!
Ben: ya sanane ben gitmek istiyorum, el gün içine çıkmadık herif mi olcan sen benim başıma!!! Gidilecek dediysem gidilecek o kadar!!! (eli maşalılığın bu kadarı, kendim diye söylemiyorum bazen dehşet çekilmez oluyorum :)))
cevap: üf gideriz tamam.


Oyunun adı sanı sorulmuyor, o kadar ilgisiz bir durum yani!!! Neyse, Devlet Tiyatroları’nın Küçük Tiyatro sahnesinde oynanan “Erkek ve Kadın” adlı oyuna alındı bilet. Konusunu merak ederseniz buraya tık tık 🙂 Burası da Küçük Tiyatro binası, resim yine bana ait değil. Görünüşünden de anlayacağınız üzere, Ankara’nın ilk apartmanlarından burası, ismi Evkaf Apartmanı. Şair Ahmet Hamdi Tanpınar ve Şair Orhan Veli Kanık da bu apartmanda yaşamışlar. Ne kadar güzel değil mi?


Bu da eski hali…






Bu arada sabahları ve öğlenleri nişanlıyla araba sürme çalışmaları yapıyorum, hemen hemen kavradım sayılır, yoğun akan trafik hariç her türlü kullanmaya hazırım ama yanımda biri olduğu sürece 🙂 vites geçişlerinde sorunum var yalnız, biraz sert oluyor ben de hissediyorum, şanzımanı dağıtmaktan korkuyorum ama pratikle onu da aşarım inşallah 🙂


Eveet, gelelim kültürlü akşamımızaaaa… Nişanlıyla daireden çıktık, tabii o kullanıyor çünkü ben akşamları henüz o tecrübeye gelemedim, Ulus’a doğru yola koyuldık. Biraz erken gidelim dedik ki hem trafiğe kalmayalım hem de akşam yemeğini de halledelim. Bilenler bilir, Küçük Tiyatro’nun altında Mudurnu Restaurant var, tavuk ürünleri üzerine yoğunlaşmış fakat kırmızı ette de güzel bir menüsü var, çorbaları tatlıları (ki Mudurnu’nun ürünü olan tatlılar) pizzalar ve tavuklu salata ve sandviçleri… Yani kısaca menüsü çok zengin. Çoook acıkmış olduğum için dışarıdan resmini çekmeyi unuttum ama mekanın, içerisini de öyle 😦 Ama internetten buldum dış resmini, içerisinin de ne kadar tarihi güzellikte olduğunu sizin hayal gücünüze bırakıyorum artık 🙂


Ben Mudurnu Restoran’a ne zaman gitsem her daim piliçli birşey denerim, bu sefer de Köri Soslu Piliç Pirzola denemek istedim, nişanlı da Köri Soslu Kanat istedi, yanına da ayran 🙂 Siparişi verdikten sonra servis açıldı ve servisin üzerinde harika bir hikaye var, Halil İbrahim bereketi üzerine 🙂 Resmini ekliyorum, üzerine tıklayıp büyüterek düzgün şekilde okuyabilirsiniz isterseniz 🙂



Sonra ikram olarak acılı ezmemizi getirdiler, benim gözüm döndüğü için hemen çatallamaya başladımmm 🙂 Nişanlı da saf saf beni aç halimi izliyor bu arada 🙂



Sonra menüler geldi…



Ve artık oyun saati yaklaştııı… Hemen gittim gişeden rezerveli biletlerimizi teslim aldım, tabii bu arada annemlerle filan da buluşuldu, içeriye girerken oyunun afiş resmini çekebildim ancak, çünkü içeride fotoğraf makinesi vb eşyaların tümü yasak maalesef 😦



Yine de yine netten bulduğum resimleri ekleyip sizi aydınlatmak isterim 🙂




Oyun bitti, görüşümü yazmayacağım çünkü izlemek isteyen arkadaşlar olursa spoil etmeyelim değil mi?  Ama kısaca izlenim verirsem ben beğendim, tavsiye de ederim Ankara’daki arkadaşlara :)))

Bir tiyatro maceram da burada son bulmuş oldu vesselam 🙂

Kocamannn Sevgiler 🙂

>Bezelye Kutusunun Dönüşümü :)

>

Annem haftasonu konserve bezelye pişirince, kutusunu bu sefer kendiliğinden kenara ayırmış, “sen boyarsın bunu” diye. Bu sefer beni çöp karıştırmak zorunda bırakmadığı için de çok mutlu oldum ayriyeten 🙂 Ondan sonracıma ben de konserve kutusunu boyadım, peçeteyle dekupajladım, sonra da hızımı alamayıp maskeleme bandı yardımıyla ağız ve taban kısımlarını da kırmızıya boyadım. Çok sevdiğim bir ablama da hediye gönderdim, annemin mesai arkadaşı kendisi. Sanırım sabah kutuyu alınca ilk işi beni aramak oldu, çok beğenmiş 🙂 Bakalım siz de beğenecek misiniz? 🙂 Yalnız akşam çektiğim için biraz karanlık çıkmış, ama ne yapayım 😦 Kusuruma bakmayın 🙂 





Hepinize kocaman sevgiler 🙂

>Otomobil Uçar Gider!!! :)

>

Arkadaşlar birkaç gündür yoktum beni merak edeniniz oldu mu bilmiyorum 🙂 Biraz yoğunluğum vardı ehehe 😀



Hatırlarsanız çarşamba günkü postumda “yarın direksiyon dersi alacağım” demiştim 🙂 Babam önceki arabamızı satı yeni arabaya yazılmıştı, ben de heves etmiştim babam bana da kullandırır öğrenirim filan diyeee… İki saat ders aldım hocamdan, çok tatlı bir hanımdı, bana çok güzel püf noktları öğretti, ve hatta o gün dairenin önüne kadar ben getirdim arabasını 🙂 Güzel şeyler öğrendim vs. O akşam eve gittiğimde babama tüm bunları bir heves anlattım, herşey iyi hoş derken babam birden demesin mi “Ben o sıfır arabayı kendime alıyorum, sana vermem, sen biraz boş yollarda pişir kendini!” bir sinir oldum anlatamam. “Baba yapma etme, ben kötü sürmüyorum sadece pratiğe ihtiyacım var” desem de benim umutlarımı kırıcı konuşmaya devam etti. Bu arada eski Uno’sunun da bana vermezdi kendileri… Düşünün artık!!! Ben masanın başında birden hesap yapmaya başladım, şöyle böyle orta yollu bir arabayı nasıl alırım diye.. Bilgisayar başına geçtim ve en uygun kredilere bakınmaya başladım. Anneme bu fikri açtığımda o da destek verdi bana, ertesi sabah babam benim ders almaya gideceğimi düşünürken ben annemle bankanın yolunu tutmuştum bile 🙂 Öğleye doğru kredim çıktı, Allaha çok şükür 🙂 Cuma akşamı bir tanıdık vasıtasıyla arabamı bulduk, cumartesi bakmaya gittik kaporasını verdik dün de devrini üzerime aldım 🙂 Herşey çok hızlı oldu ama benim de bir arabam oldu 🙂 Yeşil bir Palio’m var artık benimmm 🙂

Mülkü veren de alan da Allah’tır, çok şükür bana da nasip etti, artık darısı isteyen dileyen herkesin başına, Rabbim hepimizi hatadan kazadan beladan korusun 🙂

Yeni paylaşımları yakında eklerim.

Kocaman Sevgiler 🙂

>Üretimsiz Günlerdeyimmmmm!

>Bugünlerde üretkenlik adına sanırım biraz kısır günler geçiriyorum! Doğrusunu isterseniz hafta başından beri bir uyuzluk var üzerimde ve bunu hala atlatabilmiş değilim, gün itibariyle haftanın ortası çarşambadayız ama ben hala sanki pazartesiymiş gibi süklüm püklüm dolaşıyorum ortalarda, hep bir mahmurluk, hep bir uyuşukluk, Allah hayra getirsin.


Aslında hiçbirşey üretmiyorum demekle de kendime haksızlık etmeyeyim, çünkü elimdeki yarım kalan işlerimi bitirmek adına çaba sarfediyorum. Hani daha evvel tamamlayamadıklarımı bir postta anlatmıştım ya, işte oradaki bej rengi hırkayı bitireyim de bari bahar gelince giyeyim diye uğraşıp duruyorum, ama yeni projelere de her daim açığım. Mesela geçenlerde sevgili Lilanın Evi’nde gördüğüm tuval çalışmasına (ki gerçeği buradadır lütfen tık tık) görür görmez aşık olmuştum, hemen cumartesi günü gittim tuvaller aldım ve zeminini beyaza boyadım, ama hala üzerine ne çalışacağım hakkında en ufak bir fikrim bile yok, bu akşam mesela onu hazırlamaya başlayabilirim 🙂 Blog bacım sevgili Bal Gözlü Kız’ıma da yine bir broş hazırlamıştım görmüştünüz, onun yanına da kendisi Hello Kitty’i çok sevdiği için bir geri dönüşüm Hello Kitty tomurcuk kutusu boyaması yaptım, ama onun da verniği atılacak o da öyle duruyor şu an evin baş köşesinde mesela… Çoook çalışmam lazım benim çoook!!!


Gelelim bugünlerde neler yaptığıma, yan sütundan anlayacağınız üzere halihazırda İskender Pala’nın “Şah&Sultan” adlı kitabını okumaktayım bu biiirrr…


İngilizcemi geliştirmek adına birsürü hikaye kitabı almıştım, konusu hiç önemli değil, vocabulary geliştirsem yetecek, gramerde hiç sorunum yok çünkü Allaha şükür, çerez niyetine onları okuyup bilmediğim kelimeleri not alıyorum bu ikiiii….



AAA!!! Söylemeyi unuttum, yarın sabah 9’da ise direksiyon dersi almaya başlıyorum, herkeslere anlattım sizinle paylaşmasam olmaz, uzun zamandır ehliyetim var yalnız ihtiyacım olan tek şey biraz cesaret, benim için dua edin dualarınıza çok ihtiyacım var çünkü… Yarın size ilk izlenimlerimi en ince detayına kadar anlatacağım hiç merak etmeyin…

Sizi Seviyorum…

Kocaman sevgiler 🙂

>Mim Mim Mimmm :)

>Öğleden sonra yemek dönüşü, bir baktım mail kutusuna, sevgili Yerden Uzak‘tan bir mail var, baktım kiii beni mimlemişşş 🙂 Ben de yazacak post konusu arıyordum zatennn 🙂 Hemen başlıyorum cevaplamaya 🙂 Mimin için çok teşekkür ederim sevgili Yerden Uzak’cığım (ne harika bir hitabet oldu bu :))))


1.Gün içinde, eğer gerçekleşirse şok geçireceğin şey?


– Bzzzzt diye cevap veriyorum önce 🙂 Eğer nişanlımdan bana bir çiçek gelirse kesinlikle şok geçirirdim 😀


2.Gördüğün zaman, eğer almazsam uyuyamam dediğin şey?


– Pembe netbook’ları her gördüğümde “bu kesinlikle benim olmalı” diyorum ama ne yapalım, hep ukde kalıyor içimde 😦





3.Uğruna diyetini bir kalemde bozduğun şey?


– Diyet yapmıyorum, ama yapsaydım Pringles uğruna kesinlikle bozardımmmm 😀





4.Uğurun var mı, uğurun?


– Babamın bana aldığı siyah tokayı hep çantamda taşırım 🙂 Canım babam 🙂


5.Kendine en yakıştırdığın renk?


– Renklerin hepsini çok severim, ama en güzel yakışanı bence haki yeşili 🙂


6.En sevdiğin takın?


– Altın kelebek kolyem 🙂


7.Takıntın?


-O kadar çok takıntım var ki, saymakla bitmez, ama en belirginlerinden birini söyleyeyim, kalemlerimi kimselere veremem yazmak için bile olsa, bu en büyük takıntım 🙂


8.Bavulum çoktan hazır, gitmek istediğim şehir, ülke?


– İzmir, İzmir, İzmir 🙂 Bu şehri çok seviyorum 🙂





9.Ben bu şarkıyı duyunca şakırım?


– Limon Çiçekleri…


10.Solunda ne var?


– Oxford Wordpower Dictionary şu anda tam solumda duruyor 😀








Mimimi iseeee,


blog bacım Bal Gözlü Kız,
yektam, canım yektam sevgili Dürr-i Yekta,
canım ablam Hayattan Ufak Tefek Esintiler,
komşum Gülce,
ve geri dönüşüm üstadım sevgili Hobi Vakti‘ne yolluyorummmm 🙂

kocaman sevgiler 🙂